Your browser version is outdated. We recommend that you update your browser to the latest version.

EKONOMİ NEREYE GİDİYOR

12 Eylül 24 Ocak kararları, Çiller'in 5 Nisan kararları marifetiyle yapılan devalüasyon, sonrasında Ecevit'in yaptığı devalüasyon önceki devalüasyon'dan farklıydı. Kasada hiç döviz yoktu. Önceki devalüasyonlar, piyasadan dövizi toplayarak yapılmış olup hükümetlerin elini rahatlatmış, iç borçtan kurtulmanın yolu olarak görülmüştü.

Elinde dövizi olanlar sevinirken, TL birikimleri olanların üzüldüğü anlardı. Bülent Ecevit'in devalüasyonunda ne hükümet ne de vatandaş sevinebilmişti. Bülent Ecevit IMF’den yardım istediğinde İMF; Kemal Derviş ekonominin başına gelirse krediye tamam dedi. Eli mahkûm hükümet bu teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Kemal derviş bir yandan bankalara yeni düzenleme yapıp diğer taraftan özelleştirme kapsamında jet yasalar çıkarttırdı. Bir başka yenilik yapılan konu da genç yaşta emekli olmanın yolunu kapattı. Öncesinde genç yaşta emekli olunuyordu.  Kadınlar 38 yaşında erkekler 43 yaşında emekli olabiliyorlardı. Yeni gelen emeklilik yaşı da 65 olmuştu.  Öncesinde çalışanların yarısı emekliydi.  Genç yaşta emeklilik hiç bir ülkede yokken, bu keyfiyet nerden gelmiş?

65 yaşında emekli olmak demek mezarda emekli olmak demekti. Milletvekilleri kıyak maaş ve kıyak emekli olurken, yani iki yıl milletvekilliği yapan kıyak adam oluyordu.

Kemal Dervişin modeliyle halk çok memnundu. Özelleştiriyoruz ama ekonomide tıkırında deniyordu.  Kemal Derviş sonrasında Bülent Ecevit'in hükümetini yıkmıştı. Sonrasında Akp'e iktidara geldi. Kemal Dervişin modelini daha da hızlandırdı.

15 yılda yaklaşık 500 Milyar Dolar cari açık verdik. Kısacası kazanmadığımız halde, çok harcıyorduk. Sanayi üretimimiz azalırken daha fazla vergi toplamaya başladık. Bu süreçte vergi tabanını genişletmeyi düşünmeden devam ettik.  Sonunda duvara toslayan Türkiye, ithalata dayalı ihracattan kurtulmak gerektiğini anlamıştı. Bu süreçte iplik fabrikalarının başka ülkelere gittiğini ya da iflas ettiklerini görüyoruz. 200 civarında da iplik fabrikası Türkiye’de artık üretim yapmıyordu.

Devlet Planlama Teşkilatı kapatılıp yerine Kalkınma Bakanlığı kurulmuştu. Sanırım bu nedenle ne kadar ne üreteceğimizi bilemedik.Geçtiğimiz yıl 2,5 milyar dolarlık iplik ithalatı yapmıştık. Bunu gören hükümet bu yıl için pamuk ekenlere teşvik getirdi..

Tekstilde Avrupa'da birinci olan Türkiye, Çin'den sonra da dünyada ikinci durumdadır. Allah ayağını düz bastırsın diyelim.

Türkiye savunma sanayinde de aynı şekilde iyi durumdadır. Bu sektör ihtiyacın yarıdan fazlasını karşılıyor. Tarımda kendi kendimize yetmez duruma geldik. Topraklarını satan Türkiye, Sudan'dan toprak kiraladı. Devlet özel sektör ile birlikte Sudan'dan kiralanan toprakları birlikte işletecek.

Gıda sektörü de gerileme var. Yabancılaşma önem kazandı..

Otomobil üretiminde Türkiye’nin %25 payı var, madenlerimiz köy yasasının değiştirilmesi sonucun da yabancıların inisiyatifine girdi. Sonuç olarak üretim ekonomisine geçmemiz gerekiyor. Bu anlamda pazarlar da satabileceğimiz üretimlere önem vermek zorundayız. Tarımda yeniden kendi kendimize yeter ülke olmak zorundayız. Türk Milleti İngilizlerin kredi kartlarını çöpe atıp tasarruf yapmaya yönelmesini örnek almalı.

Hane halkı borç yükünden tasarruf yaparak kurtulabilir. Yeni krediler sadece borcu ötelemeye yarar ve borç artışını sağlar. Mevcut durumda Türkiye kıymetli arsalarını satarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyor.  Cari açıktan kurtulmadan borçlanmayı durdurmamız mümkün değil. 1930 yılından 1946 yılına kadar cari fazla veren genç Cumhuriyetimiz, sonrasın da 1978 yılında ithalata ihracatı denk olmuştu. Bülent Ecevit Başbakandı ve Türkiye'ye Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasın da uygulanan ambargo nedeniyle olsa gerek. Bu durumu devam ettiremedik. Bir başka başarılı hükümette Refah Yol Hükümeti olmuştu.  İmf den kredi almadan 9 ay 15 gün iktidarda kalan hükümet az bir özelleştirme yaparak ekonomiye yön vermişti.

Erbakan bir havuz oluşturarak kayıp kaçağı önlemişti. Erbakan'a ilk kafa tutan da Fetullah Gülen olmuştu. Amiral Soner Polat dış cephe ve Kıbrıs'daki konularda halkı bilgilendiren bir komutanımız önceki gün boş işlerle uğraşmayın diyerek önemli bir açıklama yaptı.

Batıdan gelen çeşitli ekonomimizi bozacak açıklamalar varken siyasilerin çözüm anlamında açıklama yapması gerekiyor. Batıdan gelen açıklamalara bakarsak kredi notumuzu düşürme marifetinden çıkan sonuç, kredi bulmamızı zorlaştırma anlamındandır.

Katar'dan Türk askerinin Türkiye'ye dönmesini istemeleri de Katar’dan aldığımız krediyi engelleme amacı taşımaktadır. Bu nedenlerle ekonomimize köstek olan dış güçler karşısında, Türk siyaseti kin ve nefret duygularını bırakıp, Türkiye’nin sorunlarına çözüm bulmak için zamanını ülke menfaati için harcamalıdır.

Eğer ekonomimiz daha kötüye giderse, siyasilerde suçlu duruma düşecektir. Küllerinden yeniden doğmuş Türkiye yabancıların Türkler %8 okuryazarla bu mucizeyi nasıl başardılar diyerek hayretlerini gizleyememişlerdir. Bu mucizeye Türk mucizesi demişler.

Bazıları o eskidenmiş yeniden başaramayız diyorlar. Ancak bugün her alanda üniversitelerimiz var. Dünden daha iyi durumdayız. Bu nedenle umutluyuz. Umutsuz bakışla batarız. Türkiye yeniden ekonomisini düzeltecek ve yeniden Türkler mucize yarattı dedirtecektir.

Kaynak: Ersan Karavelioğlu'nun öz babası İbrahim KARAVELİOĞLU.